Atatürk huzursuzdu. Rahatsızlığının nedeni mutlaka bir muhalefet partisi olması gerekliliğiydi. Ama olmuyordu olamıyordu. Oysa çağdaş demokrasi bunu gerektiriyordu. Ülkedeki ekonomik gidişattan şikâyetler de çoğalmıştı. Atatürk ülaaai gezmek ve yurttaşların nabzını yoklamak istedi. Hemen herkesle görüşüyor fikirlerini alıyordu. Tek niyeti ülkenin parçalanmadan demokratik bir biçimde çağdaş medeniyet seviyesine ulaştırılmasıydı. Ve hatta kulaktan kulağa cumhurbaşkanlığından çekilip Cumhuriyet Halk Partisi`nin başına geçeceği bile öne sürülüyordu. Şaka yapmıyor olabilirdi. Zaten Teşkilat-ı Esasiye yani anayasa hazırlanırken yetkilerini kısıtlamış “Siz bana bakmayın. Beni nazar-ı dikkate almayın. Olaylar beni ordu ile siyasetle idareyle her şeyle karıştırdı. Bu bir devrimdi. Siz benden sonra gelebilecek herhangi bir adamın muhtemel karakterini nazar-ı dikkate almalısınız” demişti.
Akşam sofrada şöyle konuştu:
-Reisicumhurluktan çekileceğim. Yerime Nuri Bey’i (Conker) aday göstereceğim. Nuri Bey boylu boslu kelli felli yabancı dil bilen bir arkadaştır. Mükemmel bir reisicumhur olabilir. Binaenaleyh sağlığımda millete benden başka birinin de cumhurbaşkanı olabileceğini göstermeliyim.
Zaman zaman cumhurbaşkanı olmak istediğini dile getiren hemen söze atladı:
-Paşam hem bu görevi yaparım hem de sizin aldığınız maaşın yarısına yaparım devlet de kazanır...