Genelevde Yaşadıklarını Anlatırken İnanılmaz Hikayeleriyle İnsanın Yüreğini Dağlayan Hayatsız Kadınlar

Kadının sözlükteki karşılığı hayatın içindeyken aynı değil. Bu kadınların hikayeleri bizim konforlu yaşamlarımıza çok ama çok uzak. Her biri ayrı bir kitabın konusu belki. Onlar inanılmaz zorlu bir hayatın özneleri: Genelev kadınları ve seks işçileri...



1. Adı Hayal. 16 yıldır Balıkesir Genelevinde çalışıyor. 8 Mart Dünya Kadınlar günü onun için hiçbir şey ifade etmiyor.

Röportaj 2016 yılında yapılmış. Hayal'in sözleri insanın içini sızlatıyor:

“16 yıldır bu işi yapıyorum. Ben bu şekilde olsun istemedim. Benim ailem sebep oldu. İnsanların bazı şeyleri seçme şansı yok benim de ailemi seçme şansım olmadı. Herkes gibi yuva kurmak isterdim. Ben küçük yaştan beri bu işi yapıyorum. İnsanların tahmin edemeyeceği kadar küçük yaştan beri bu işteyim. Aile bu konuda önemli bir faktör. Gençlerde görüyorum. Uyuşturucu özenti var. Üniversitede dahi bu işin yapıldığını biliyorum. Aileler lütfen çocuklarınızı kontrol edin. Anne ve baba olarak mücadele edin. Benim gibi binlerce insan var. Bizler de insanız. Beni de bir anne dünyaya getirdi. Ona biraz da sahip çıkma destek olmak gerekiyor. Ben de anneyim benim de çocuklarım var. 18 yaşında oğlum 17 yaşında kızım var. Onların yanında olma lüksüm olmadı. Sadece onlara para vererek annelik olmuyor. Kadınlar Günü annelik ise ben de anneyim ama yaşayamıyorum”







2. Adı yok. Mersin Genelevi'nde çalışıyor. Kocası tarafından "arabam olsun" diye satılmış

"1986 yılında 16 yaşında iken adam zengin diye biriyle evlendirdiler imam nikahıyla bir ay sonra ayrıldık ve eve geri döndüm 1994’de evlenmem için ailemden baskılar artmaya başladı resmi nikahla bir garsonla evlendirdiler. Kocamdan baskılar gelmeye başladı “herkes araba alıyor bizim de olsun” diye... ve Ankara’ya götürerek randevu evine eliyle yerleştirdi kocam 1995 de geneleve giriş yaptım oradan Diyarbakır genelevi Çorum’a geçtim beş senedir Mersin'deyim…"

Kaynak: Mersin Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Dr. Neriman Açıkalın araştırması





3. Onun da adı yok. Mersin Genelevinde çalışıyor 32 yaşında. Kayınbabasının tecavüzüyle başlayan bir sürecin kurbanı...

"On yedi yaşındaydım... Kayınbabam tecavüz etti… Ben tecavüze uğradığımda hamileydim altı aylık falan… Benim babamın halasının oğlu var beni emniyet onlara teslim etti. O çocuk dedi “ben bakarım bizde kalsın” neyse gittik tekrar beni kayınbabama bir televizyon karşılığında verdiler. Yine gittim bunlara bu sefer benim babamın halasının oğlu kayınbabamlardayken geldi “gel seni biraz gezdireyim götüreyim seni bir arkadaşıma bırakacağım seni bu ortamlardan uzak dur biraz kafanı dinle”. Götürdü ve beni randevu evine sattı...”

Kaynak: Mersin Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Dr. Neriman Açıkalın araştırması





4. Adı yok. O da Mersin Genelevinde çalışıyor. 32 yaşında ilkokul mezunu. İlişkiye girebilmesi için regl olması ilaçla engelleniyor.

"Ben şahsen kendimi hayvan gibi hissediyorum. Kışın geliyorlar o demirli pencerelerin arasından bakıyorlar. İşte “orasını açsa da görsek burasını açsa da görsek” işte ”aç aç ne olacak”. Zaten bunlar insanı bunlar rahatsız ediyor psikolojisini bozmaya da yetiyor. Bunları görmek lazım bir gece gelip böyle görmek lazım... Yeri geliyor evli kadın kocasına tahammül edemiyor yeri geliyor biz burada ay haliyle çalışmak zorunda kalıyoruz. İlaçla ay hali görmemiz engelleniyor fakat bunun doktorlar da önüne geçemedi ahlak da önüne geçemedi. Bir ara ahlakın kulağına gitti haplar yasaklandı ama ahlak da artık başa çıkamadı... Can güvenliğimiz yok adamın biri sarhoş psikopat geliyor içeride seni dövse çok oluyor kızların dövüldüğü ettiği. Hakaret yemesi dayak yemesi çok oluyor. Sen dayak yedikten sonra müdahale edilse ne olur edilmese ne olur tokadı yedikten sonra..."

Kaynak: Mersin Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Dr. Neriman Açıkalın araştırması





5. Adı Sinem ama gerçek adı değil. 38 yaşında. Sevgilisi tarafından arkadaşlarına pazarlanmak istemiş.

"Hiçbir kadının bu hayatı tercih edeceğini sanmıyorum. Hayat kadınlığı tercih edilecek bir hayat değildir. Benim hikayem cahillikle başladı. Aslen Sinopluyum. Sevdiğim bir adamın sözlerine kanıp ailemi ve her şeyimi geride bırakarak buraya İstanbul’a geldim. Ancak daha sonra sevdiğim adamın bana olan tavırları ve yaklaşımları değişti. Bir gece arkadaşlarını eve konuk ettiğinde aldığı uyuşturucu ve alkolün etkisi ile beni arkadaşlarına satmak istedi. İşte o an benim hayatımın dönüm noktasıydı. O gece oradan kaçıp kendi başıma yaşamanın zorluğunu öğrendim. Hayatta kalabilmek için büyük şehirlerin senden istediklerine göz yummak zorunda kalıyorsun. Hele ki cahil ve biraz da alımlı bir kadınsan. Hiçbir kadın hayat kadınlığını tercih etmez."






6. Adı Melis S. 30'lu yaşlarında. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesini kazandı ama yarım bıraktı. Yaşanılanlardan ötürü kızı epilepsi hastası kendisi mide kanseri.

Henüz 18 yaşındayken okulu bırakmış aşık olup evlenmiş ancak bu evlilik 40 gün sürmüş. Çünkü kocası altınlarla birlikte kaçmış üstelik başka bir kadınla ilişkisi olduğu ortaya çıkmış. Yalnız kaldıktan sonra sığınma evinde kalmaya başlamış ancak eski kocasının "barışalım" teklifiyle annesinden ayrılan babasının yanına geçmiş. Babası ve kocasının planıyla da birahaneye satılmış. Birahanede tanıştığı bir müşteri ona yakınlık göstermiş ve bu hayattan kurtarma sözü vermiş. İnandığı o adam önce kendisi sonra da dört arkadaşıyla tecavüz etmiş Melis'e 12 gün boyunca. Buradan kaçıp kendisine işkence yapanlara dava açmış fakat bu kez de hamile olduğunu öğrenmiş. Melis şu an yaşadıkları yüzünden mide kanseri olmuş durumda. Kızı da ciddi bir epilepsi hastalığı ile mücadele ediyor.






7. Türkmen M. 22 yaşında. Türkiye'ye hasta bakıcılığı için gelmiş daha doğrusu öyle olduğunu sanmış.

"Memlekete varsam utanıyorum. Ben Türkmen elbisemle geldim. Tacir N. beni eve götürdü. 'Buralarda elbise giyilmiyor' dedi. Bana açık saçık kıyafetler almış. Saçım uzundu benim abla. Onlar aldılar kırptılar boyadılar saçımı"







8. Yağmur 38 yaşında. 11 yıl Adana Gaziantep Denizli Bandırma Diyarbakır ve en son Kastamonu genelevlerinde çalışmış.

"Mersin'de bir adamla işe çıktım iki gün bir yerde rehin tuttu. Dövdü. Dişlerim kırıldı. Artık kan kusmaya başladım. Tam 4 ameliyat geçirdim. Bir sefer ormana götürüp bir başıma bıraktılar. Bari devlet güvencesinde çalışayım deyip geneleve girdim..." İşe ilk başladığı günü şöyle anlatıyor: "Saçlarımı kestiler yüzümü boyadılar. Üzerime bir gecelik verdiler. Öyle çok ağlamıştım ki derimi yüzer gibi pisliklerden kurtulmaya çalıştığımı hatırlıyorum. Bazen hâlâ derimden kurtulmak istercesine yıkandığım olur."





9. Adı Ece. Genç bir kadın ve bağımsız çalışıyor.

Gazeteci Elif Key'in "Sıkılmıyor musun?" sorusuna şu cevabı vermiş:

"Çok sıkılıyorum bir de çok fazla sapık tanıyorsunuz. Kibirli aşağılayan “Paranı verdim lan bilmiyorsan yapma öğren de yap” diye hakaretler işitiyorum. Biriyle birlikte oluyorsun sabaha kadar bir şey yapacak halim kalmıyor uyumak istiyorum izin vermiyorlar. Ama bazıları da çok farklı çok iyi insanlar çıkıyor. Gerçi fark etmez erkeklerden tiksiniyorum. Bir daha âşık olabileceğimi uyuşturucusuz seks yapabileceğimi de sanmıyorum."





10. Adı Ayşe Tükrükçü. Çocukken amcasının tecavüzüne uğrayıp kocası tarafından geneleve satılmış.

Onun hikayesi bir romanı tek başına yazdıracak cinsten. 9 yaşında amcasının tecavüzüne uğruyor ilk mütemadiyen. Ailesinin yalnız bırakması sonucu yetimhanede büyüyor 23 yaşında da karşısına ilk çıkan adamla evleniyor. Kocasının abisi tarafından şiddete uğruyor ve 6 aylık çocuğunu tuvalette düşürüyor. Bahri ile tanışıyor sonra evlenecekler. Bahri onu Mersin genelevine satıyor günde 60-70 erkekle birlikte olmak zorunda bırakıyor. Uzun yıllar genelevde çalışıyor şehir şehir dolaşıyor. Anlaşmalı olarak evlenip çıkıyor genelevden. Şimdi ise "Hayata Sarıl" lokantasında evsizlere yurtsuzlara muhtaçlara yemek dağıtıyor.