Foruminci.net

Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Gelişimsel Kalça Displazisi Ve Çıkığı!

  1. #1
    İnci Tanesi nesrin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23.11.2011
    Mesajlar
    2.990
    Tecrübe Puanı
    93

    Standart Gelişimsel Kalça Displazisi Ve Çıkığı!

    Doğuştan Kalça Çıkığı denildiğinde doğuştan femur başının asetabulumun dışında olması anlaşılır. Ancak bu hastalığın her tipinde femur başının asetabulumun dışında olması şart değildir. Bir başka deyimle her zaman çıkık olmayabilir. Yani sadece displazi olabileceği gibi subluksasyon yada unstabil kalçalarda bu hastalık adı altında yer almaktadır. Ayrıca her zamanda konjenital yani doğumsal ortaya çıkmamaktadır. Bu nedenle ‘doğuştan‘ ifadesi yerine ‘gelişimsel’ kelimesi daha doğru olacaktır.

    Sınıflama;

    Esas olarak 2 tipi vardır.

    1. Teratolojik (atipik) tip: Lumbosakral agenesis kromozom anomalileri artrogriposis multipleks konjenita myelomeningosel gibi ağır malformasyonlarla birlikte görülür. İnutero erken dönemde ağır yumuşak doku kontraktürlerinin yanısıra ileri derecede femur başı yer değiştirmiş durumdadır. Doğumda disloke femur başı Ortalani manevrası ile redükte edilemez.

    2. Tipik: Teratolojik tipe göre prognoz daha iyidir. Bir başka deyişle normal infantlarda görülür. Prenatal natal veya postnatal dönemde gelişebilir. 3 sub grubu vardır.

    · Disloke kalça: femur başı tamamen asetabulum dışındadır.Yeni doğan dönemde perinatal tipik kalça çıkığı fleksiyon-abduksiyon (Ortolani) ile redükte olur.

    · Sublukse kalça: femur başı asetabulumun içinde olmakla beraber parsiyel olarak yani bir bölümü laterale ve superiora yer değiştirmiştir.

    · Disloke edilebilir kalça: femur başı asetabulumun içindedir ancak Barlow’un provakatif testi ile kolaylıkla asetabulum dışına çıkabilir. Bu forma unstabil kalça da denir.

    Gelişimsel Kalça displazisi ve/veya Çıkığının (GKÇ) grülme sıklığı 1000 canlı doğumda 1-4 arasındadır. Kız bebeklerde 4-5 kat fazla görülür. İlk doğan çocukta görülme şansı daha yüksektir. Tek başına sol kalçada görülme sıklığı %67 dir. İkinci sıklıkta ise bilateral görülür.

    Etyoloji;

    GKD etyolojisi multifaktöryeldir. Öncelikle inutero gelişimin bazı dönemleri kalça dizplazisi veya çıkığının oluşması açısından risklidir. Bu açıdan 12. 18. haftalar ile gestasyonun son 4 haftası önem taşır. Ayrıca fizyolojik faktörler olarak sayılabilecek hormonal veya herediter ligamentöz laksite kalça çevresi bağ gevşemesine neden olarak etyolojide rol oynayabilir. Primer asetabular displazi konsepti de etyolojide rol oynar.

    Şöyleki kalça eklemi ball-and-socket tarzı bir eklem olduğundan asetabulum femur başının anatomik yapısına uygun bir gelişim göstermelidir. Aksi takdirde stabilite olması mümkün değildir. Asetabulumun yeterli gelişememesi kalça çıkığı ile sonuçlanabilir. Mekanik faktörler özellikle gebeliğin son 4 haftasında rol oynarlar. Bunlar içerisinde en önemli olanlarının başında makat geliş pozisyonudur. Kalça ekleminin gerek morfolojik açıdan gerekse çevresel faktörlere en duyarlı olduğu dönem perinataldır.

    Kalça ekleminin normal gelişimini tamamlayabileceği pozisyon ‘fleksör dominant’ pozisyonu yani kalçaların fleksiyon ve hafif abduksiyondizlerin ise fleksiyonda olduğu pozisyondur. Makat pozisyonda bu fizyolojik postür bozulur. Kalçalar hiperfleksiyona giderken dizlerde hiperekstansiyon olur. Dizlerin hiperfleksiyonu hamstringleri gererek femur başının asetabulumu terketmesini kolaylaştırır. Oligohidramnioz da GKÇ ile birlikte görülebilir.

    Postnatal çevresel faktörler içerisinde en önemlisi kundak-dır.

    Ülkemizde özellikle kırsal kesimlerde hala yapılmakta olan bu giydirme alışkanlığı yenidoğan bebeğin kalça ve dizlerindeki fizyolojik fleksiyon postürünü bozar ve kalça çıkığına yol açar. Bu nedenle yeni doğanlarda kalça ve dizlerin abduksiyon ve fleksiyonunu kısıtlayacak giysiler giydirilmemelidir. Bebek doğru pozisyonda tutulmalıdır. Bugün için bütün dünyada kabul edilen doğru taşıma pozisyonu kaola kucaklamasıdır. Bu hastalığın kesin kanıtlanmış bir genetik geçişi yoktur. Ancak GKÇ olan ailelerde sonraki jenerasyonlarda bu hastalığın görülme sıklığı fazladır. Burada geçen hastalığın kendisi değil etyolojide rol oynayan herediter ligamentöz laksite ve asetabular displazidir.

    Redüksiyona Engel Olan Patolojiler;

    Konsentrik redüksiyona engel olan yapıları yumuşak ve kemik doku patolojileri olarak 2 gruba ayırırsak;

    1. Yumuşak doku patolojileri;

    · kalça kapsülünde elongasyon ve hipertrofi

    · pelvifemoral adelelerde kontraktürler

    · kapsül içi bağlarda hipertrofi

    · pulvinar doku

    · inverte limbus

    · kum saati deformitesi (hipertrofik iliopsoas tendonu) (Resim-1)

    2. Kemik doku patolojileri;

    · asetabular displazi

    · asetabular anteversiyonun artması

    · koksa valga (kollodiafizer açının artması)

    · femur başı anteversiyonunun artması

    Klinik Muayene ve Bulgular;

    GKÇ veya displazisi olan bir hastadaki bulguları erken ve geç diye ayırmak mümkünsede genel olaral sıralayacak olursak;

    · Yeni doğan bebeğin kalça ve dizlerindeki fleksiyon postürünün olmaması: İntrauterin dönemde fetus fleksör dominant pozisyondadır yani kalça ve dizler fleksiyonda hatta kalçalar hafif de abduksiyondadır. Bu pozisyon yenidoğan döneminde de fizyolojik olarak devam eder. Bir başka deyimle yenidoğan bebeklerin kalça ve dizlerinde fizyolojik fleksiyon kontraktürü vardır. Yeni doğan bir bebeğin kalça ve dizlerini rahatça ekstansiyona getirmesi akla kalça çıkığını getirmelidir.

    · Abduksiyon kısıtlılığı: Adduktor adelelerdeki kontraksiyon nedeniyle kalça abduksiyonu kısıtlıdır (Resim-2) Bilateral vakalarda abduksiyon kısıtlılığına daha dikkat etmek gerekir.

    · Pli asimetrisi: Çıkık olan tarafta cilt pilisi daha derin ve daha proksimale yer değiştirmiştir (Resim-3)

    · Allis belirtisi (Galeazzi testi) Kalça ve dizler 90 derece fleksiyonda iken her dizin aynı seviyede olması gerekir. Şayet tek taraflı kalça çıkığı varsa o taraf diz diğerine göre daha aşağıda gözükür (Resim-4) Bu belirtinin iki taraflı çıkıklarda yeri yoktur.

    · Ortolani ve Barlow testleri: Ortalani testi femur başının asetabulum içerisine girerken yarattığı ses veya hissin duyulması (Resim-5) Barlow testi ise; femur başının asetabulum dışına çıkarken yarattığı ses veya hissin duyulmasıdır (Resim-6) Ortolani testi disloke kalçayı gösterirken Barlow testi ise disloke edilebilir yani instabil kalçayı ifade eder. Ancak her disloke kalça Ortolani manevrası ile redükte olmayabilir.

    · Kalça çıkıklı bebeklerde alt ekstremite daha dış rotasyonda durur. Perine mesafesi artmıştır. Kalçalardaki lateralizasyon nedeniyle trokanter mayorlar daha belirgindir.

    · Piston belirtisi: Kalça ve dizler 90 derece fleksiyonda iken bir el pelvisi sabit tutar ve diğer el ise dizden yukarı aşağı hareket ettirdiğinde şayet disloke kalça ise yumuşak doku içerisindeki hareket piston hareketini anımsatır (Resim-7)

    · Yürüme gecikmesi ördek yürüyüşü: Kalça çıkıklı çocuklar yaşıtlarına göre daha geç yürürler.

    · Lomber lordozda artış..

    · Trendelenburg testi pozitifdir: Kalça çıkığında gluteus mediusun fonksiyonu azalmıştır. Bu nedenle pelvis sabitlenemediğinden test pozitifdir (Resim-8)

    Eşlik eden konjenital deformiteler;

    1. Tortikollis: % 20 kalça çıkığı ile birlikte olabilir.

    2. Plajiosefali: Kafadaki kranial sütürların tek taraflı olarak erken kapanmasına bağlı olarak kafanın tek tarafının yassı olmasıdır. % 32 kalça çıkığı ile birlikte olabilir.

    3. Metatarsus varus..

    4. Pes kalkaneovarus (% 25)

    5. Generalize eklem laksitesi (Fleksibıl pes planovalgus)

    Normal yenidoğanlara göre kalça çıkığı açısından risk taşıyan bebekleri şöyle sıralayabiliriz;

    * Ailede kalça çıkığı olması

    * İlk doğan kız bebek ve makat geliş

    * Makat geliş nedeniyle sezaryanla doğan bebek

    * Oligohidramnioz

    * İkiz yada çoğul gebelik

    * Tortikollis li bebek

    * Plajiosefali

    * İnfantil skolyoz

    * Kalça ve dizlerde fleksör kontraktürünün olmaması dizde ekstansiyon kontraktürü

    * Metatarsus varus

    * Ayaklarda kalkaneovalgus deformitesi

    TANI YÖNTEMLERİ;

    1. Anamnez ve fizik muayene

    2. Ultrasonografi: non invaziv özellikle erken aylarda (6 aydan ufak) değeri fazladır

    3. Direkt radyoloji (Resim-9)

    1. Erken radyolojik bulgular (Resim-9-a) Epifiz çekirdekleri gözükmediği dönemdeki bulgulardır. Epifiz çekirdekleri ilk 5-6 ay ossifiye olmadıkları için gözükmezler. Kalça çıkığında epifiz ossifikasyonunda geçikme unutulmamalıdır.

    · Asetabular açı: Her iki Y kıkırdağını birleştiren Hilgenreiner çizgisi çizilir. Bu çizgiye asetabulumun üst dış kenarı ile Y kıkırdağı arasındaki ikinci çizgi çizilir. İki doğru arasındaki açıya asetabular açı denir. Yenidoğanda bu açı 27.5 derecedir. 30 derecenin üzeri patolojiktir ve asetabular displaziyi gösterir.

    · Von-Rosen-1: Hilgenreiner çizgisi çizilir. Bu çizgiye simfizis pubisin üst tarafından paralel bir çizgi daha çizilir. Paralel iki çizgi arasında kalan alan içerisinde epifiz çekirdeği veya metafizin ufak bir bölümünün gözükmesi gerekir. Ancak epifiz çekirdekleri henüz ossifiye olmadıklarından dolayı bu alan içerisinde sadece metafizin ufak bir bölümü yer alır. Eğer kalça çıkığı varsa metafizin tamamının bu alan içerisine kaymış olduğu görülür.

    · Von-Rosen-2: Kalçalar 45 derece abduksiyon ve 20 –25 derece dış rotasyonda iken çekilen ön arka grafide femur cismi boyunca çizilen çizginin asetabulumun içerisinden geçmesi gerekirken kalça çıkığında asetabulumun dışından geçer.

    2. Geç radyolojik bulgular (Resim-9-b) Epifiz çekirdekleri gözükmeye başladığı dönemdeki bulgulardır.

    · Shenton-Menard hattında kırılma: Obturatuar foramenin üst kenarı ile kollum femorisin alt kenarı bir çemberin devamı gibi devam ederken kalça çıkığında bu hat kırılmıştır.

    · Perkins kadranları: Hilgenreiner çizgisine asetabulumun üst kenarından bir dik çizgi çizilir. Alt-iç alt-dış üst-dış ve üst-iç olmak üzere dört kadran ortaya çıkar. Femur başı epifizinin normalde alt-iç kadranda olması gerekir. Eğer alt-dış kadranda gözüküyorsa sublukse kalça üst-dış kadranda ise disloke kalça denir.

    TEDAVİ PLANI;

    Mümkün olduğunca erken teşhis ve tedavi ideal olanıdır. Tedavi planı yaş dönemlerine göre ayrılsada pratikte kullanılan yöntemler birbirlerine sıkıca bağlıdır.

    · 0-6 ay arası: Bu dönemde amaç kalçayı redükte edecek pozisyonda tutmaktır. Bu amaça yönelik cihazların tümüne verilen ortak isim abduksiyon atelleridir. Bunlar yumuşak veya sert materyalden yapılmış olabilir. Pavlik bandajı Frejka yastığı yumuşak olup Craig-İlfeld yada Von-Rosen cihazları sertdirler. Ancak en sık tercih edilenleri yumuşak olanlarından PAVLİK bandajıdır (Resim-10) Dinamik bir ateldir.

    Kalça hareketlerine izin verir. İzin vermediği iki hareket vardır ki bunlar adduksiyon ve ekstansiyondur. Ön kemerinin sıkılması kalçaya fleksiyonarka kemerinin sıkılması ise abduksiyon yaptırır. Teratolojik kalçalarda kullanılmamalıdır. Tipik formda yani displazik sublukse veya disloke kalçalarda idealdir. Disloke kalça Ortolani ile redükte oluyorsa başarı şansı dahada yükselir. Ortolani negatif kalçaların ise 3 haftalık bir süre içerisinde bu bandajla redükte olması beklenir. Başlangıç fleksiyonu 120 derece fleksiyon 45 derece abduksiyon olmalıdır. Daha fazlası avasküler nekroza yol açabilir azı ise redüksiyonu devam ettiremez. Bandaj takılır takılmaz film çekilip redüksiyon görülmelidir. Bebek ilk 4-6 hafta tüm gün boyu takar sadece haftada iki kez banyo yapması için çıkartılır. Daha sonraki kontrolllerde part time kullanıma geçilir. Kalça radyolojik ve klinik olarak stabil oluncaya kadar bu bandaj takılmalıdır.

    · 6-18 ay arası: Bu dönem içerisinde hasta daha önceden bir tedavi uygulanmış yada hiç bir şey yapılmamış olarak gelebilir. İlk yapılacak yöntem kapalı redüksiyon yani anestezi altında kalçayı redükte edip alçıya almaktır. Ancak her vaka kapalı redüksiyondan aynı faydayı görmeyebilir. Bunu anlayabilmek için safe zone yani güvenli zona bakmak lazımdır. Kalçanın redükte olduğu abduksiyon derecesi ile yeniden çıktığı abduksiyon derecesi arasındaki aralık yani güvenli alan ne kadar geniş ise (ortalama en az 25-30 derece olmalı) kapalı redüksiyonda o kadar başarılı olur.

    (Bazen redüksiyon öncesi cilt traksiyonu yapmak gerekebilir.)

    Redüksiyon sonrası human pozisyonda (90 derece fleksiyon45 derece abduksiyon) 3 ay alçıya alınır bu süre 1.5 ay daha uzatılabilir. Şayet güvenli alan dar ise yada kapalı redüksiyon başarılı olmamışsa açık redüksiyon yapılmalıdır. Açık redüksiyonda konsentrik redüksiyona engel olan tüm yumuşak doku patolojileri ortadan kaldırılmalıdır. Yürüme çağından önce ise medial yaklaşımla yürüme çağından sonra ise anterior yaklaşımla açık redüksiyon yapılır. Sonrası gene 3 ay alçıda kalmalıdır. Burada dikkat edilecek nokta şudur eğer kalça çıkığı konservatif herhangi bir yöntemle redükte edilememişse yaşı ne olursa olsun açık redüksiyon endikasyonu vardır.

    · 18 ay-6 yaş arası: Açık redüksiyona kemik patolojilerine yönelik girişimlerinde eklenmesi gerekir. Bu amaçla artmış asetabular anteversiyona yönelik Salter osteotomisi femura ise varus derotasyon osteotomisi yapılmalıdır (Resim-11) Ameliyat sonrası pelvipedal alçıya alınır.

    · 6 yaş–10 yaş arası: Radikal redükiyon yapılmalıdır. Açık redüksiyon+asetabular çatı girişimi (Dega osteotomisi gibi) +Varus derotasyon osteotomisi+kısaltma osteotomisi tek seans da yapılır.

    · 10 yaş üzeri-genç adolasean dönemi: Tam çıkıklara dokunulmamalıdır. Komplikasyon riski artmaktadır. Reluksasyon hareket kısıtlılığı ve avasküler nekroz ihtimali fazladır. Ancak sublukse yada displazik kalçalarda asetabulum ve femur başı arasındaki uyumu artıracak girişimler mutlak suretle yapılmalıdır. Çünkü erken dönemde sekonder artritik değişiklikler nedeniyle ağrı ortaya çıkabilir. Bu amaçla yapılacak en basit yöntem varus derotasyon osteotomisi asetabular osteotomilerdir.

    · Adult dönemde: Kalça ağrısı tek ameliyat endikasyonudur ve sekonder dejeneratif osteoartritin başladığını gösterir. Düşünülmesi gereken ilk yöntem bu hastalar genç ve aktif olduklarından artrodezdir. İkinci yöntem ise total kalça artroplastisidir (TKA) TKA genel olarak yaşam beklentisi 20 yılın altında olan hastalara yapılmak istensede çoğu zaman bu hasta grubunda tercih edilen yöntem olmaktadır

  2. #2
    İnci Tanesi nesrin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23.11.2011
    Mesajlar
    2.990
    Tecrübe Puanı
    93

    Standart


  3. #3
    İnci Tanesi nesrin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23.11.2011
    Mesajlar
    2.990
    Tecrübe Puanı
    93

    Standart

    Konu nesrin tarafından (03.03.2012 Saat 02:31 ) değiştirilmiştir.

  4. #4
    İnci Tanesi nesrin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23.11.2011
    Mesajlar
    2.990
    Tecrübe Puanı
    93

    Standart

    Kalça ekleminde; uyluk kemiğinin (femur) yuvarlak başı kalça kemiğinin yuvasına oturur. Bu kusursuz eklem bacağın serbest dönme hareketi yapabilmesini sağlar. Kalça çıkığı; bu eklemde görülen bozukluk kalçayı oluşturacak taslağın embriyo döneminde kusurlu gelişmesi ya da tam gelişmemesiyle ortaya çıkar.Kalça eklem yerlerinin kenarları leğen kemiği tarafından çepeçevre sarılmıştır. Bazı bebeklerde eklem yerlerindeki oyuklar kalça kemiklerinin yerine oturabilmesi için oldukça dardır. Dolayısıyla bunlar tamamen yerlerinin dışına otururlar. Yeni doğan bebekler doğumdan hemen sonra doktorlar tarafından tepeden tırnağa kontrol edilir. Doktorların bu kontrollerde dikkat ettikleri şeylerden biri de çocuğun kalça kemiklerinin tam olarak yerine oturup oturmadığıdır. Doktor bebeğin bacaklarını her yönde hareket ettirerek eklem yerlerinin tam olarak yerine oturup oturmadığını kontrol eder . Bu yöntem ‘Barlow Testi’ olarak adlandırılır. Ancak yeni doğmuş bir bebeğin kemiklerinin tam olarak yerine oturması beklenemez 6 ay sonra yapılacak ultrasonla eklemlerin yerine tam olarak oturup oturmadığı anlaşılabilir.Kalça çıkıklığının aileye ilk gelen bebekte görülme olasılığı yüksektir. Ayrıca ters meydana gelen doğumlarda eklem yerlerinde fazla baskı olması nedeniyle kalça çıkığı kolaylıkla oluşabilmektedir. Erken farkına varılan kalça çıkığı kolaylıkla tedavi edilebilir. Bunun nedeni doğumdan sonraki ilk aylarda eklem yerlerinin tam yerine oturmamışlığı ve oynak olmasıdır. Çocuk ayakta dikilmeye ve yürümeye başladıktan sonra kalça çıkıklığı varsa kemikler yanlış kaynamaya başlar. Bu daha sonraları yürürken içe doğru basmaya ve aksamaya neden olur.Kalça çıkığı küçük yaşta tedavi edilmediği taktirde 20′li yaşların sonlarına doğru kalça kemikleri tam yerine oturmadığı için kireçlenme görülmektedir. Tıp dilinde ‘Koksartroz’ adı verilen bu durum yürümede aksamaya yol açar ayrıca zamanla omurganın statik dengesinin bozulmasıyla sırt ve bacak ağrıları gibi rahatsızlıklara da neden olur.Kalça çıkıklığı belirtileri nelerdir?• Elle yapılan muayenede uyluk kemiği başının belirgin biçimde yüksek olması
    • Yürüme yaşından önce çocuğun her iki kalçasının yanlara doğru tam açılmaması
    • Çıkık kalça tarafındaki bacağın kısa olması. Hasta sırtüstü yatarken bacakların birlikte bükülmesi kısalığı belirgin hale getirir; bu durumda dizlerin aynı düzlem üzerinde olup olmadığına bakılır.
    • Daha kısa olan bacağın uyluk bölümünde deri büklümleri ya da boğumları fazladır.
    • Yürüyen çocuklarda özellikle tek taraflı çıkıklarda topallama iki taraflı çıkıklarda ise paytak yürüyüş.
    • Çocukta yürüme gecikmesi.Kalça çıkıklığı riski taşıyan bebekler• Ailede kalça çıkığı olması
    • Kardeşlerinde kalça çıkığı olan bebek
    • İlk doğan kız bebek ve makat geliş
    • Makat geliş nedeniyle sezaryanla doğan bebek
    • İkiz yada çoğul gebelik
    • Doğum sonrası bebeğin kundaklanmasıKalça çıkığını önlemek için erkenden başlanan ve çok kolay uygulanan bir tedavi vardır. Çocuğun bacakları özel bir kilot giydirilerek ya da özel bir yastık kullanılarak bir süre ayrık tutulur. Konjenital kalça çıkıklı olarak doğan bebeğe kalça kemiğinin (femur) baş kısmını kalça yuvası (acetabulum) içine yerleştirilmesi için bağ benzeri bir aygıt takılır. Bu tedavi genellikle 6 ile 8 hafta içinde başarılı olmaktadır. Yeni doğan bebeklerin ilk dönemlerinde teşhis edilen kalça çıkığı vakalarının çoğu bu yolla gerektiği gibi tedavi edilebilmektedir.Yaşamın ilk yılından yani çocuk yürümeye başladıktan sonra tanısı konan kalça çıkığı alçı cerrahi girişim gibi çok daha zor ve karmaşık yöntemlerle tedavi edilir. Üstelik tedavi çok daha uzun sürdüğü halde sonuçlar her zaman çok iyi değildir. Oysa kalça çıkığı tanısı yaşamın ilk günlerinden ya da haftalarından başlayarak klinik ve radyolojik veriler temelinde kolayca konabilmektedir.
    Konu nesrin tarafından (03.03.2012 Saat 02:37 ) değiştirilmiştir.

Bu Konudaki Etiketler

Paylaş

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

  • Şikayet, Telif hakları ve Yasal bildirimler için tıklayın.
  • .

    İletişim: webmaster@foruminci.net